Hastalıklar

.1

Solunum problemleri

.2

Sarılık (hiperbilirubinemi veya ikter)

.3

Düşük doğum ağırlığı (Gebelik Yaşına Göre Küçük)

.4

Kısa dil bağı

.5

Nekrotizan enterokolit (NEK)

.6

Doğumda oksijen yetersizliği (perinatal asfiksi)

.7

Patent Duktus Arteriosus (PDA)

.8

İntraventriküler hemoraji (IVH) İntrakraniyal hemoraji

.9

Ağlayan Bebek

.10

Enfeksiyon

.11

Doğuştan kalp hastalıkları

.12

Pulmoner hipertansiyon (PH)

.13

Düşük kan şekeri (Hipoglisemi)
BAKIM SÜRECINE KATILIM

Hastalıklar

Solunum problemleri

Solunum problemlerinin çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin, akciğerlerin olgunlaşmamış olması, enfeksiyon, mekonyum veya aşağıda açıklandığı gibi akciğerlerde sıvı olması gibi. Doğumdan sonra bebeğiniz nefes almakta zorluk çekiyor olabilir.

Semptomlar
  • Burun delikleri (burun delikleri nefes alma sırasında ileri geri hareket eder).
  • Soluk ten rengi, bazen mavi
  • İnilti.
  • Hızlı nefes alıp verme (taşipne).
  • Göğsün içeri çekilmesi.
  • Oksijen ihtiyacı.
  • Amniyotik sıvıdaki mekonyum ile uzun süre temas eden bebeklerin cilt ve tırnakları renkli (sarı/yeşilimsi) olabilir.
Teşhis

Solunum problemleri olduğunda, doktor bir miktar kan almaya karar verebilir. Kandaki gaz değişimi ve enfeksiyon seviyeleri kontrol edilir. Bunun dışında doktor akciğerlerin röntgeninin çekilmesine karar verebilir.

Tedavi

Bebeğiniz bir monitöre bağlanır, böylece kalp atış hızı, solunumu ve kandaki oksijen seviyesi izlenebilir. Çoğu zaman, örneğin CPAP veya Yüksek Akış oksijen ile solunumun desteklenmesi de gereklidir. İyileşme semptomların ciddiyetine bağlıdır. Örneğin ıslak akciğer durumunda, akciğerlerdeki sıvı genellikle birkaç saat içinde vücut tarafından emilir. Bebeğiniz muhtemelen hızla iyileşecektir. Akciğerlerin olgunlaşmamasından kaynaklanan solunum sorunlarında, vücudun yüzey aktif madde üretmek için zamana ihtiyacı olduğundan bu iyileşme birkaç gün sürebilir. Genellikle CPAP veya Yüksek Akış gibi solunum desteğine ihtiyaç duyulur. Bu, enfeksiyon veya mekonyum aspirasyon sendromu nedeniyle solunum sorunları olduğunda da sıklıkla gereklidir. Daha fazla desteğe ihtiyaç duyulursa, çocuğunuza mekanik ventilasyon veya akciğerleri ve kalp fonksiyonlarını desteklemek için daha karmaşık tedaviler verilebilir ve çocuğunuza ağrı kesici verilebilir.

Rahatsızlıklar

1 Olgunlaşmamış akciğerler

Hamileliğin 37. haftasından önce doğan (prematüre) yeni doğan bir bebeğin akciğerleri olgunlaşmamıştır. Prematüre ne kadar küçükse, akciğerler de o kadar olgunlaşmamıştır. Buna ek olarak, akciğerler için önemli bir madde (sürfaktan, ayrıca bkz. Sözlük) henüz yeterli miktarda bulunmuyor olabilir. Hamileliğin 34. haftasından önce yakın bir erken doğum durumunda, anneye bebekteki yüzey aktif maddenin daha hızlı üretilmesini sağlayan kortikosteroid (celestone) enjeksiyonları yapılacaktır. İlk enjeksiyondan sonraki 48 saat içinde akciğerler o kadar gelişmiş olacaktır ki doğumdan sonra solunum problemleri ortaya çıkmayacak veya daha az olacaktır. Ancak bazı prematüre bebeklere, özellikle de 32 haftadan önce doğanlara doğumdan sonra sürfaktan verilmesi gerekebilir. Bu sürfaktan doğrudan soluk borusuna verilir. Bu hastalığa respiratuvar distres sendromu denir.

2 Islak akciğer

Fetal akciğerler rahimde, doğum sırasında dışarı atılan amniyotik sıvı ile doludur. Doğumdan sonra alveoller açılıp ve ilk nefeslerin alınmasıyla akciğerler havayla dolar.  Ancak bazı bebekler akciğerlerinde kalan amniyotik sıvıdan kurtulmakta zorluk çekerler. Amniyotik sıvının akciğerlerden tamamen temizlenmesi çok uzun zaman alırsa. Biz buna “ıslak akciğer” diyoruz.

Islak akciğere yakalanma riskini artıran birkaç faktör sezaryen ve hızlı doğumdur. Bebeğinizin solunum problemleri varsa, bebeğinizin solunumunu desteklemek gerekebilir. Genellikle, Yüksek akış oksijen veya CPAP kullanılacaktır. Bu konuda daha fazla bilgi için ‘solunum desteği’ bölümüne bakınız. Genel olarak, ıslak akciğer hızlı bir şekilde, hatta genellikle 24 saat içinde iyileşir

3 Mekonyum içeren amniyotik sıvı ve mekonyum aspirasyon sendromu

Mekonyum yeni doğan bir bebeğin ilk dışkısıdır ve yeşil/siyah renkte ve yapışkandır. Bazen bebeğiniz doğumdan önce veya doğum sırasında yaşadığı stres nedeniyle amniyotik sıvı içinde dışkılayabilir. Buna mekonyum içeren amniyotik sıvı denir. Bebeğiniz bunu doğumdan önce veya doğum sırasında soluyabilir. Bu mekonyum akciğerlere girebilir. Bu da doğumdan sonra solunum problemlerine neden olabilir. Buna mekonyum aspirasyon sendromu, yani MAS diyoruz. MAS durumunda, akciğer enfeksiyonu (pnömoni) eklenebilir, bu nedenle antibiyotik verilecektir. Enfeksiyon kan analizi ile takip edilecektir.

Doğumların yaklaşık %10 ila %15’inde amniyon sıvısında mekonyum görürüz. Genellikle zamanında veya geç doğan bebeklerde görülür (geç yani 42 haftalık gebelikten sonra). Daha uzun süren gebeliklerde mekonyum içeren amniyon sıvısı görülme olasılığı artar.

4 Pnömotoraks

Bir alveol yırtılırsa, hava akciğer ile göğüs duvarı arasına girer ve sonuç olarak akciğer söner. Bu durum, akciğerden çıkan hava miktarına bağlı olarak akciğerin toplam hacminde azalmaya neden olur ve bebekte ciddi solunum ve hatta dolaşım sorunları gelişebilir. Bebeğiniz ağır bulgular gösteriyorsa, göğüs boşluğuna sızan havayı boşaltmak için göğüs boşluğuna bir tüp yerleştirilecektir.

Sarılık (hiperbilirubinemi veya ikter)

Doğumdan sonra her bebek sararır ve bu normal bir süreçtir. Bunun nedeni, bebeğinizin doğumdan sonraki ilk birkaç gün içinde ömrünü tamamlayan birçok kırmızı kan hücresine sahip olmasıdır. Bu kırmızı kan hücrelerinin parçalanması bilirubinin açığa çıkmasına neden olur. Bilirubin daha sonra kanda ve ciltte birikerek cildin sararmasına neden olur. Bilirubin doğal olarak karaciğerde dönüştürülür ve idrar ve dışkı yoluyla atılır. Bazen bebekler vücutlarındaki aşırı bilirubin seviyesinden kurtulmak için yardıma ihtiyaç duyarlar ve bu da fototerapi yoluyla yapılır. Yeni doğan bebeklerin bilirubin seviyelerini izlemek önemlidir çünkü çok yüksekse beyin için toksiktir.

Sebepler

Gebeliğin 37. haftasından önce doğan bebeklerde (prematüre) organlar tam olgunlaşmamıştır ve bu nedenle prematüre bebeklerin sarılık için tedaviye ihtiyaç duyması yaygın bir durumdur. Bazen annenin ve bebeğin kanı arasında bir uyumsuzluk vardır, bu da kırmızı kan hücrelerinin daha fazla yıkılmasına ve hiperbilirubineminin artmasına neden olur. Ayrıca aşırı kilo kaybı da hiperbilirubinemiye neden olabilir.

İşaretler

Ciltte ve göz aklarında sarı renklenme. Uyuşukluk ve daha az uyanıklık. Daha az sıvı tüketme.

Teşhis

Cildin renginin değişme derecesi kandaki bilirubin seviyesinin yüksekliği hakkında bir şey söylemez. Hemşire bebeğinizin sarı cilt rengini gözlemleyecektir. Prematüre bir bebekte, kandaki bilirubin seviyesinin ilk birkaç gün içinde birkaç kez kontrol edilmesi standarttır.

Tedavi

Bebeğinizdeki bilirubin seviyesinin çok yüksek olduğu tespit edilirse, fototerapi başlatılacaktır. Bu, atık madde bilirubinin parçalanmasını sağlayan mavi parlayan bir lamba veya LED lambadır. Bebeğiniz, doğru sıcaklıkta kalması ve vücudunun mümkün olduğunca büyük bir kısmının fototerapi ışığıyla temas etmesi için bir kuvöze veya ısıtmalı bir yatağa çıplak olarak ve üzerinde sadece bir bezle yerleştirilecektir. Fototerapinin bir sonucu olarak, bebeğinizin dışkısı genellikle daha yumuşak olacak ve idrar rengi koyulaşacaktır. Bebeğiniz ışık altındayken gözleri bez gözlüklerle korunacaktır. Fototerapi verildiğinde bebeğinizin yeterince sıvı alması önemlidir. Bazen intravenöz damla yoluyla ekstra sıvı vermek gerekebilir. Kandaki bilirubin seviyesi aşırı yüksekse beyne zarar verebilir. Bu nedenle bebeğinizin mümkün olduğunca uzun süre fototerapi lambalarının altında kalması önemlidir ve bu, ten tene bakımın mümkün olmadığı anlamına gelebilir.

Fototerapi hakkında daha fazla bilgi için “Fototerapi lambaları” başlıklı makaleye de bakınız.

Düşük doğum ağırlığı (Gebelik Yaşına Göre Küçük)

SGA bir bebek, gebelik yaşına göre beklenenden daha düşük bir doğum ağırlığına sahiptir. Bunun için ‘gebelik yaşına göre küçük’ anlamına gelen SGA kısaltması kullanılır.

Özellikleri

Baş, vücuda kıyasla nispeten büyüktür. Yüz genellikle daha yaşlı izlenimi verir. Deri altı yağı eksiktir, deri kıvrımları büyüktür ve deri kurudur. Yeni doğan bebek uyanık ve aç görünür.

SGA bebek için özel bakım

SGA bir bebeğin bakımı büyük ölçüde prematüre bir bebeğin bakımı ile aynıdır. Çocuğunuzun hangi özel bakıma ihtiyaç duyduğunu esas olarak olgunlaşmamışlık derecesi belirler.

Aşağıdaki noktalara ekstra dikkat gösteriyoruz:

Kısa dil bağı

Bazen bir bebeğin dil bağı çok kısa olabilir. Kısa dil bağı, dil bağının çok sıkı veya kısa olması ya da neredeyse dilin ucuna kadar bağlı olmasıdır. Bu da dilin hareketlerini kısıtlar. Kısa bir dil bağı, bebeğinizin emzirmek için iyi tutunmasını veya bir memeyi iyi kavramasını zorlaştırabilir. Kısa dil bağı, dilin kalp şeklinden anlaşılabilir. Ancak bazen kısa dil bağı sadece bebek dilini düzgün bir şekilde dışarı çıkaramadığı için fark edilir. Bebeğiniz kısa dil bağından rahatsız değilse ve örneğin memeden iyi alabiliyorsa, dil bağını kesmek her zaman gerekli değildir.

Nekrotizan enterokolit (NEK)

Nekrotizan enterokolit (NEK) özellikle prematüre veya doğumda çok küçük olan bebeklerde görülen bir bağırsak hastalığıdır. NEK’te bağırsaklarda ciddi bir iltihaplanma vardır. Bağırsaklara kan akışı da azalmıştır (iskemi). Sonuç olarak, bağırsakların bazı kısımları ölebilir (nekroz). Olay genellikle ince bağırsaktadır, ancak kalın bağırsakların bazı kısımları da etkilenebilir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bağırsakların olgunlaşmamış olması en önemli risk faktörlerinden biridir. Çocuğun gebelik yaşı ne kadar küçükse, NEK olma ihtimali de o kadar yüksektir. Anne sütü ile beslenme, NEK gelişme riskini azaltan bir faktördür.

Bulgular

NEK yaşamın ilk haftalarında ortaya çıkar, ancak genellikle ilk haftada hemen görülmez. Aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:

  • Enfeksiyon belirtileri (ateş veya düşük ateş gibi)
  • Apne (solunumun periyodik olarak durması)
  • Bradikardiler (yavaş kalp atış hızı)
  • Şiş, ağrılı karın
  • Kanlı dışkı ve safralı mide içeriği
Teşhis

Başlangıçta bulgular oldukça belirsiz olabilir, ancak ciddi NEK ile bulgular daha şiddetlidir. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkma hızı değişkenlik gösterir. Bazen bebeğin klinik durumu çok hızlı kötüleşir. Bu durumda kısa bir süre içinde birçok test ve tedavi yapılacaktır. Genellikle karın röntgeni, karın ultrasonu çekilecek ve kan testleri yapılacaktır.

Bağırsaklar ciddi şekilde etkilenmişse, bağırsakta küçük bir delik (perforasyon) oluşma riski yüksektir. Bağırsak duvarında bir delinme olduğunda, bağırsak içeriği (dışkı gibi) karın boşluğuna akacaktır. Bu da peritonite neden olur. Bu sadece acı verici değil, aynı zamanda çok tehlikelidir. Bu durumda bir ameliyat gereklidir.

Tedavi

NEK’in 3 farklı aşaması vardır. En yaygın aşama ‘Şüpheli NEK’tir. Burada belirtiler hala oldukça belirsizdir. Her ünitenin bakım politikasına bağlı olarak, enteral beslenmenin birkaç günlüğüne durdurulması ve antibiyotiklere başlanması tavsiye edilir. Böyle bir durumda, besinler intravenöz damla yoluyla verilecektir. Her şey yolunda giderse beslenmeye yavaşça yeniden başlanır. Kesin veya ciddi bir NEK varsa, röntgen veya ultrason ile doğrulanır.Bebekler sonunda solunum desteğine ve bir stoma yerleştirme ameliyatına ihtiyaç gösterebilir. Bazı durumlarda hastalık o kadar ciddidir ki bebek kaybedilir. Bu nedenle dikkatli olmalıyız ve doktorlar NEK’ten şüphelendiğinde harekete geçmeliyiz.

Doğumda oksijen yetersizliği (perinatal asfiksi)

Oksijen eksikliği veya asfiksi, hamilelik sırasında veya doğum sırasında meydana gelebilir. Oksijen eksikliği doğum sırasında meydana gelirse buna perinatal asfiksi denir. Oksijen eksikliği meydana gelmişse, bu durum beyin ve böbrekler gibi çeşitli organlar için zarar verici olabilir. Beyin etkilenirse, oksijen eksikliğine bağlı klinik durum Hipoksik-iskemik ensefalopati (HIE) olarak adlandırılır. Organlardaki hasar ve HIE’nin yoğunluğu, oksijen eksikliğinin ne kadar sürdüğüne ve oksijen yoksunluğunun ne kadar derin olduğuna bağlıdır. Bebek çok küçükken gerçek boyutunu tahmin etmek zordur.

Asfiksi nedenleri şunlar olabilir
  • Doğumun yavaş ilerlemesi.
  • Ayrılmış bir plasenta.
  • Yüksek tansiyon, sigara, ilaçlar veya plasental kan akışını tehlikeye atan diğer anne hastalıkları nedeniyle plasentadan gelen kan akışının azalması.
  • Sıkışmış göbek bağı veya göbek bağında düğüm.
  • Erken doğum (prematürite).
  • Yenidoğanda enfeksiyon.
  • Mekonyumlu amniyotik sıvıyı solumak (mekonyum içeren amniyotik sıvı). in amniotic fluid with meconium (meconium-contained amniotic fluid)
  • Bilinmeyen nedenler de vardır.
Ortaya çıkabilecek semptomlar şunlardır
  • Hızlı nefes alma (taşipne) veya nefesin kesilmesi (apne) gibi solunum sorunlar.
  • Düzensiz kalp atışı: yüksek kalp atış hızı veya düşük kalp atış hızı.
  • Soluk renk.
  • Düşük sıcaklık.
  • Davranışlarda değişiklik.
  • Kıpırdanma/ huzursuzluk.
  • Kollar ve/veya bacaklar şiddetli bir şekilde titreme, ağız şapırdatma (konvülsiyonlar veya spazmlar).
Teşhis

Doğumda Apgar skoru bir doktor tarafından değerlendirilir. Bu, çocuğunuzun doğumdan sonraki durumunu değerlendiren bir testtir. Skor 0’dan 10’a kadar değişir; en iyi skor 10’dur. Ayrıca kan da alınacaktır. Diğer şeylerin yanı sıra, kandaki asit seviyesi kontrol edilecektir. Kanda çok az oksijen varsa, kan asit hale gelecektir. Oksijen eksikliği ne kadar büyükse, kan o kadar asidik hale gelecektir. HIE’den şüpheleniliyorsa beyin ultrasonu, elektroensefalografi takibi ve nörolojik değerlendirme yapılması gerekir.

Tedavi

Oksijen eksikliği durumunda tedavi, solunum, kalp atış hızı ve oksijen seviyesi gibi vücut fonksiyonlarını desteklemeyi amaçlamaktadır. Buna ek olarak, bebeğinize minimum düzeyde müdahale edilecektir. Bu, bebeğinizi mümkün olduğunca rahat bıraktığımız ve aktiviteleri birleştirmeye çalıştığımız anlamına gelir. Ayrıca ekstra sıvı ve muhtemelen antibiyotik gibi ilaçlar verilmesi de söz konusu olabilir. HIE’den şüpheleniliyorsa beyin aktivitesi kaydedilecek ve muhtemelen özel bir soğutma tedavisi başlatılacaktır. Bu tedavi bebeğin 72 saat boyunca 33 °C sıcaklığa kadar soğutulmasını gerektirir. Soğutma, bebeğin vücudunun daha az enerjiye ve daha az oksijene ihtiyaç duyması anlamına gelir. Bu şekilde oksijen eksikliği nedeniyle beyinde oluşabilecek herhangi bir hasar sınırlandırılabilir. Bebekler, bebeğin ateşini tam olarak doğru sınırlar içinde tutan özel bir soğutma paketi ile soğutulur. Buna ek olarak, çocuğunuza rahat kalmasını sağlamak için ilaç verilecektir. Üç gün sonra yavaş yavaş normal vücut sıcaklığı olan 37°C’ye kadar ısıtılacaktır.

Patent Duktus Arteriosus (PDA)

Duktus arteriosus (veya: duktus Botalli), pulmoner arteri vücuttaki ana artere (aort) bağlayan bir kan damarıdır. Plasentadan gelen oksijenli kanın pulmoner arter yoluyla aorta ve vücudun geri kalanına ulaşabilmesi için bu kan damarı hamilelik sırasında açık kalmalıdır (patent). Ancak doğumdan sonra bu kan damarı kapanmalıdır. Bu aslında zamanında doğan bebeklerde olması gerektiği şekilde kapanır. Prematüre bebeklerde bu damarın hemen kapanmaması ve daha geç kapanması mümkündür. Bu durum daha çok gebeliğin 30. haftasından önce doğan bebeklerde görülür.

Semptomlar

Kan damarı doğumdan sonra kapanmazsa sorunlara (özellikle solunum sorunlarına) neden olabilir. Bazen bebeğinizin hala açık bir duktusu olduğuna dair küçük işaretler vardır, yani bebeğiniz muayene edildiğinde kan basıncının düşük olması veya bir üfürüm duyulması gibi.

Teşhis

Çocuğunuzda bu kan damarının hala açık olduğunu göstermek için bir kalp ultrasonu (eko) yapılması gerekir. Bebeğiniz için ne kadar sorun olduğuna ve duktusun büyüklüğüne bağlı olarak tedaviye başlanabilir. Sadece bekleyip görmeyi seçmek de mümkündür.

Tedavi

Tedavi genellikle birkaç gün boyunca damardan ibuprofen yada parasetamol denilen ilaçların verilmesinden oluşur. Daha az sıvı ve bazı ekstra diüretikler vermeyi seçmek mümkündür. İlaçlarla duktusu (tamamen) kapatmak her zaman mümkün değildir. Bazı durumlarda duktusun kalp kateterizasyonu veya bir operasyonla kapatılmasına karar verilecektir.

İntraventriküler hemoraji (IVH) İntrakraniyal hemoraji

İntraventriküler kanama, beynin ventriküllerinde meydana gelen bir kanamadır. Ventriküller, sürekli olarak üretilen ve yeniden emilen bir sıvı olan beyin-omurilik sıvısı (BOS) ile doludur. Bu, prematüre doğan bebeklerde önemli bir komplikasyondur ve çoğunlukla doğum ağırlığı 1500 gramın altında olan bebeklerde görülür. Bu kanama genellikle doğumdan sonraki ilk günlerde meydana gelir. Bundan sonra risk çok daha azalır. IVH yeterince büyükse, BOS dolaşımının tıkanmasına bağlı olarak ventriküllerin ilerleyici büyümesiyle komplike hale gelebilir ve post-hemorajik hidrosefaliye neden olabilir. Erken doğan bebeklerde sık görülen bir diğer kanama bölgesi de beyinciktir.

Sebepler

Bu grup çocuklarda kan damarları hala savunmasızdır ve kan basıncındaki herhangi bir dalgalanmada, gelişmemiş kan damarları ağında bir kanama meydana gelebilir.

Semptomlar

Prematüre çocuklarda genellikle belirgin bir belirti görülmez. Bazen epileptik nöbetler ortaya çıkabilir. Ama aynı zamanda:

  • Kısa süreli nefes almama (apne).
  • Beslenme ile ilgili sorunlar.
  • Kusma
  • Kalp atış hızında yavaşlama (bradikardi).
  • Sessiz davranış ve sinirlilik
  • Solukluk
Teşhis

Beyni izlemek ve kontrol etmek için ilk hafta düzenli olarak beyin ultrasonu yapılacaktır. Kanamaların az miktardadır, ancak bazen ventrikülleri çevreleyen bir venöz enfarktüs meydana gelebilir. Bu komplikasyonlar bebeğinizin ilerdeki sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.  Bir kanama tespit edilirse, ilişkili herhangi bir komplikasyon olup olmadığını görmek için düzenli olarak ultrasonografi yapılacaktır. Bazen kanamanın yeri ve olası uzun vadeli sonuçları hakkında daha fazla netlik elde etmek için bir MR taraması da yapılır.

Tedavi

İntrakraniyal kanama için herhangi bir tedavi yoktur. Sadece anemi gibi ilişkili olayları tedavi ediyoruz. Hidrosefali gelişirse, lomber ponksiyonla ya da ventriküler boşluğa yerleştirilen cihazlar kullanılarak değişken aralıklarla beyin omurilik sıvı (BOS)  boşaltılarak tedavi edilebilir.

Sonuçlar

Bir çocukta beyin kanaması tespit edilmesi, ebeveynler için endişe verici bir dönemdir. Nasıl geçeceği ve gelişimsel sonuçlarının ne olacağı konusunda genellikle birçok belirsizlik vardır. Çoğu zaman bir bebekte kafa içi kanamanın uzun süreli sonuçları görülmez. Elbette bu, ebeveynlerin bir belirsizlik döneminden sonra umut edebilecekleri en iyi sonuçtur. Ancak bir bebeğin uzun vadeli bazı sekellere sahip olması da mümkündür. Sonuçlar, kanamanın nerede olduğuna ve neyin hasar gördüğüne bağlı olarak büyük farklılıklar gösterebilir. Bazı durumlarda motor gelişim gecikebilir. Bir fizyoterapistin rehberliğinde erken başlayarak bu sonuçların sınırlandırılması umulmaktadır. Bebek term haftaya ulaştığında çekilecek bir MR, genellikle uzun vadeli sonuçlar hakkında daha fazla netlik sunabilir.

Ağlayan Bebek

Bütün bebekler ağlar, bu özellikle küçük yaşta daha fazla olur.Bu durum ebeveyn olarak sizinle iletişim kurmasının bir yoludur. Bir bebek acıktığında, bezi kirlendiğinde, ilgi istediğinde, ağrısı olduğunda, kendini iyi hissetmediğinde, stresli olduğunda veya sadece yorgun olduğunda ağlar. Dünyanın her yerinde bebeklerin doğumdan 6-8 haftalık olana kadar ağlamalarının arttığını görüyoruz. Bu yaştaki bebekler günde ortalama 2 ila 2,5 saat ağlarlar. Bundan sonra, bebeklerin ağladığı saat sayısı genellikle azalır. 12 haftalıktan itibaren ağlama saati sayısı, yaşamın ilk yılının geri kalanında günde 1 ila 1,5 saat arasında kalır. Bebeğiniz temas, ilgi, bakım ve beslenme ile rahatlatılabilir ve ağlama genellikle kesilebilir. Bazen bir bebek gerçekten teselli edilemez. Teselli edilemez şekilde ağlayan bebeklerin %5’inden daha azında ağlamanın fiziksel bir nedeni vardır.

Örnekler şunlardır:

  • Zor bağırsak hareketi gaz yada kabızlık.
  • Kulak enfeksiyonu.
  • Mesane enfeksiyonu.
  • Reflü.
  • İnek sütü alerjisi.

Dolayısıyla, geri kalan %95’lik kısımda belirgin bir fiziksel neden bulunamaz. Genellikle bebek ve/veya ebeveyn faktörleri ve özellikle de bu faktörlerin etkileşimi söz konusudur.

Bebek faktörleri
  • Artan sinirlilik
  • Hamilelik sırasında stres
  • Erken doğum
  • Düşük doğum ağırlığı
  • Zor doğum
  • Neonatoloji bölümünden eve geçiş
Ebeveyn faktörleri

Aslında bu, bebeğin işaretlerine tepki vermeyi zorlaştıran herhangi bir şey olabilir, örneğin:

  • Doğum sırasında yaşanan travmatik bir deneyimden sonra zihinsel dengesizlik.
  • Yetersiz gece uykusunun bir sonucu olarak yorgunluk.
  • İş yerinde veya evde stres.
  • Depresyon veya eşinizin ya da ailenizin yetersiz desteği.

Hem bebek hem de ebeveyn faktörleri varsa, ebeveynler ve bebek arasındaki ilişki baskı altında kalabilir. Bebeğinizin ağlaması artabilir ve bebeğiniz (ve genellikle tüm aile) giderek daha fazla üzülebilir. Ağlamadaki artışın yanı sıra, bebeğinizde beslenme ve uyku sorunları da gelişebilir. Sonunda, kırılması zor bir kısır döngü oluşur. Çocuğunuzun acı çektiğini düşünüyorsanız, alışılmadık sıklıkta veya yüksek sesle ağlıyorsa veya ağlaması sizi endişelendiriyorsa, aile hekiminizi veya çocuk sağlığı kliniğini arayın.

Bebeğiniz gerçekten çok ağlıyorsa kendiniz ne yapabilirsiniz?

Kanguru bakımı ve bebeğinizi taşımak, bebeğinizi yatıştırmak ve stresini gidermenin iyi yollarıdır. Kanguru bakımı, bebeğinizi taşımak, gelişimsel bakım, birlikte bakım ve aileye entegre bakım için ilgili bölümlere bakın. Bebeğinizin ağlaması sizi endişelendiriyor veya üzüyorsa ne yapabilirsiniz? Bebeğinizin güvenli bir yerde, örneğin karyolasında veya oyun sepetinde olduğundan emin olun. Sakinleşmek için kısa bir süre başka bir odada oturun. Eğer sinirliyseniz bebeğinizi kucağınıza almamanız daha iyi olur. Kendinizi daha sakin hissettiğinizde bebeğinizin yanına dönün. Bebeğinizin ağlamasıyla daha fazla başa çıkamayacağınızı fark ederseniz, ailenizden veya arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Tamamen çaresiz kalana kadar beklemeyin. Bebeğiniz güçlü duygular nedeniyle ağlarken nefesini bile tutabilir.Bebeğiniz bu yüzden morarabilir. Panik yapmamaya çalışın, bebeğinizi yan yatırın ve ayak tabanlarını gıdıklayın. Bebeğiniz daha sonra genellikle tekrar normal nefes alacaktır. Yüzüne hafifçe üflemek de yardımcı olabilir Bebeğinizi sarsmayın. Bu aslında çok tehlikelidir. Bir bebeğin başı, vücudunun geri kalanına kıyasla büyük ve ağırdır. Destek olmadan baş geriye doğru düşecektir. Boyundaki kaslar henüz kafayı yukarıda tutacak kadar güçlü değildir. Bebeğinizi sallarsanız, beyindeki küçük damarlar çatlayabilir ve kanamaya neden olabilir. Bunun ciddi sonuçları olabilir. Bebeğinizin sarsıldığına tanık olursanız, doğrudan en yakın hastanenin Acil Servisine gitmeniz önemlidir. Bebeğinizi sarsan kişi siz olsanız bile. Hızlı yardım ciddi hasarı önleyebilir.

Enfeksiyon

Enfeksiyona vücutta iltihaplanma yapan bakteriler neden olur. Bu bakteriler kan dolaşımında da bulunabilir. Bu durumda sepsis ya da kan zehirlenmesi meydana gelir.

Nedenleri

Yeni doğmuş bir bebeğin ve özellikle prematüre bir bebeğin bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle enfeksiyon kapma riski çok daha yüksektir. Prematüre bebekler ayrıca bazı bakterilere karşı antikorlardan da yoksundur. Bu antikorlar hamileliğin ilerleyen dönemlerine kadar anne tarafından plasenta yoluyla aktarılmaz. Enfeksiyon için bir diğer önemli risk faktörü de eller, damar içi damlalar ve tüpler yoluyla bulaşan bakterilerdir. Bu nedenle iyi bir el hijyeni sağlamak çok önemlidir. Bu herkes için geçerlidir: Ebeveynler, ziyaretçiler, hemşireler ve doktorlar. Bakteriler kan dolaşımı yoluyla çeşitli organlara nüfuz edebilir ve onları enfekte edebilir. Örneğin katetere bağlı enfeksiyon, zatürre veya idrar yolu enfeksiyonuna yolaçabilir. Kan zehirlenmesinin (sepsis) en ciddi komplikasyonlarından biri, beyin çevresindeki zarların iltihaplandığı (menenjit) bir enfeksiyondur.

Semptomlar
  • Azalmış aktivite
  • Emmeyi reddetme yada kusma
  • Solunumda duraklamalar (apne) veya solunum gücünde artış (distres)
  • Soluk renk
  • Düşük kalp atış hızı veya yüksek kalp atış hızı
  • Ciltte solukluk
  • Düşük ateş veya yüksek ateş (Ateş)
  • Yorgunluk.
  • Davranış değişikliği (huzursuz, sinirli veya çok sessiz).
Tedavi

Bebeğinizde enfeksiyon olduğundan şüpheleniliyorsa, bebeğinizden kan alınacaktır. Bu, kandaki enfeksiyon seviyesini belirleyebilir. Ayrıca, enfeksiyona hangi bakterinin neden olduğunu tespit etmek için kan kültürü alınır. Bazı durumlarda, menenjit olup olmadığını belirlemek için lomber ponksiyon yapılması gerekir. Lomber ponksiyon sırasında menenjiti ekarte etmek için kültür ve biyokimyasal analiz için beyin omurilik sıvı (BOS) sıvısı alınır. İdrar yolu enfeksiyonunu dışlamak için bebeğinizin idrarı (çişi) alınacaktır. Bu idrar da kültürlenecektir. Ayrıca solunum problemleri olması durumunda akciğer röntgeni çekilebilir.

Treatment

Antibiotics will be started as soon as the tests have been done. Because the culture results take at least 2 days, we will start with antibiotics that fight many bacteria. The antibiotics will be administered via an intravenous drip.

When the test results show that an infection is unlikely, the antibiotics will be stopped. If bacteria are found, the duration of the antibiotic treatment depends on which bacteria is found and where it is. The duration of the treatment in a proven sepsis, for example, is 7 to 14 days. If meningitis is diagnosed, then the duration of the treatment with antibiotics is 2 to 3 weeks.

Each infection is different. The majority of babies recover within a few days after starting antibiotics. If your child recovers well from the infection, then in most cases there are no serious consequences for the baby’s development. This is indeed dependent on the seriousness of the infection and if there had actually been meningitis. In some cases, it is not an infection with bacteria but an infection caused by a virus. This is called a viral infection. A viral infection cannot be treated with antibiotics. In the majority of cases the body will have to fight this infection by itself.

Bebeğinizin ne kadar hasta olduğuna bağlı olarak başka tedaviler de başlatılacaktır. Bu, damardan sıvı, tüple besleme, solunum desteği ve/veya oksijen, arteriyel tansiyonu iyileştirmek için ilaçlar olabilir. Antibiyotikler nedeniyle dışkı daha yumuşak olabilir.


Her enfeksiyon farklıdır. Bebeklerin çoğu antibiyotiğe başladıktan sonra birkaç gün içinde iyileşir. Çocuğunuz enfeksiyondan iyi bir şekilde kurtulursa, çoğu durumda bebeğin gelişimi için ciddi bir sonuç ortaya çıkmaz. Bu aslında enfeksiyonun ciddiyetine ve gerçekten menenjit olup olmadığına bağlıdır. Bazı durumlarda bakteri enfeksiyon değil bir virüsün neden olduğu enfeksiyon söz konusudur. Buna viral enfeksiyon denir. Viral bir enfeksiyon antibiyotiklerle tedavi edilemez. Vakaların çoğunda vücut bu enfeksiyonla kendi başına savaşacaktır.

Doğuştan Kalp Delikleri; ASD/VSD

Kalp 4 kalp odacığından oluşur (2 kulakçık ve 2 karıncık). Kulakçıkların yanı sıra karıncıklar da bir bölme ile ayrılmıştır. Bu bölmede bir delik varsa buna atriyal septal delik (ASD) veya ventrikül septal delik (VSD) denir. Doktorunuz kulakçık ve/veya karıncıklarda bir delik olduğundan şüphelenirse, bebeğiniz kalp ultrasonu için bir pediatrik kardiyoloğa sevk edilecektir.

Atriyal septal delik (ASD)

Bu, kulakçıklar arasındaki duvarda küçük bir delik bulunan doğuştan bir kalp kusurudur. Sol kulakçığın basıncı sağ kulakçıktan daha yüksek olduğu için kan bu delikten sol kulakçıktan sağ kulakçığa akar. Bir stetoskop ile bu üfürüm olarak duyulabilir. Fazladan kan akışı kalp ve akciğerler üzerinde yük yaratır. Özellikle kalbin sağ tarafı daha fazla çalışmak zorunda kalır ve genişler. Delik ne kadar büyükse, bebeğinizde o kadar erken sorunlar ortaya çıkar.

Oluşabilecek sorunlar şunlardır:

  • Fiziksel gelişimde geri kalma.
  • Egzersiz yada emme sonrası yorgunluk ve nefes darlığı
  • Solunum yolu enfeksiyonu riskinde artış.
https://www.heart.org/en/

ASD hakkında daha fazla bilgi için Kalp Vakfı’nın web sitesine bakın.


Ventrikül septal delik (VSD)
https://www.heart.org/en/

Bu, kalpteki karıncıklar arasındaki duvarda küçük bir delik bulunan doğuştan bir kalp kusurudur. Kan bu delikten soldan sağ karıncığa doğru akar. Sağ karıncıkta oksijenden fakir kan, oksijenden zengin kanla karışır. Kalp bu karışımı akciğerlere pompalar. Akciğerlerden sol kulakçığa ve oradan da sol karıncığa geri döner. VSD nedeniyle kanın bir kısmı kalp ve akciğerler arasında bir tur daha atar ve bu da kalp ve akciğerler üzerinde yük oluşturur. Kalbin normalden daha hızlı ve daha güçlü pompalaması gerekir. VSD kalp yetmezliğine neden olabilir. VSD hakkında daha fazla bilgi için Kalp Vakfı’nın web sitesine bakın.

Doğuştan kalp hastalıkları

Doğuştan kalp kusurları, hamilelik sırasındaki gelişim esnasında ortaya çıkan kalp veya büyük kan damarlarının anormal yapılanmasıdır. Hangi yapının etkilendiğine bağlı olarak birçok doğuştan kalp rahatsızlığı türü vardır.

Bulgular

Doğuştan kalp hastalıklarının çoğu hamilelik sırasında teşhis edilir, ancak bazıları bebeğin doğumundan sonra varlığına bağlı olarak teşhis edilir:

  • Kalpte üfürüm
  • Çarpıntı
  • Ciltte zayıf dolaşım
  • Solunum sıkıntısı
  • Beslenme güçlüğü veya kusma
  • Vücudun alt kısmında nabız yokluğu
  • Düşük kilo alımı veya hiç kilo alamama
  • Morarma
Teşhis

Yukarıdaki belirtilere dayanarak doğuştan bir kalp kusurundan şüphelenebiliriz. Doğrulamak için bir kalp ultrasonu (ekokardiyografi) gerçekleştireceğiz.

Tedavi/Takip

Bazı doğuştan kalp kusurları hafiftir ve özel tedaviler olsun ya da olmasın sadece periyodik kardiyolojik kontrol gerektirir. Diğerleri hayatı tehdit eder ve daha ciddi olmaları nedeniyle yaşamın ilk günlerinde ameliyat gerektirir ve hatta yaşamları boyunca başka ameliyatlar veya kalp kateterizasyonları gerektirecektir.

Genellikle kalpte yapısal ve işlevsel tam bir düzeltme sağlanabilir. Bazı durumlarda ameliyatla tam onarım yapılamaz, ancak ameliyat bebeğin yaşam kalitesini mümkün olduğunca iyi hale getirmeye çalışmak için yapılabilir.

Çoğu durumda, kalbin doğru çalışmasını kolaylaştırmak ve böylece yaşam kalitesini artırmak için bebeğin uzun süre ilaç kullanması gerekecektir.

Her iki durumda da kalp hastalığına sahip olma durumu kalıcıdır. Kalbin bu tür yapısal değişiklikleri ile doğan bebekler, yaşamları boyunca izlenmelidir.

Pulmoner hipertansiyon (PH)

Pulmoner Hipertansiyon (PH), akciğere giden  kan damarları düzgün şekilde açılmadığında veya içlerindeki basınç yüksek kaldığında ortaya çıkar. Sonuç olarak kan oksijen toplamak için akciğerlere giremez ve vücut beyin ve diğer organlar için yeterli oksijene sahip olmaz ve bu da bebekte morarmaya yol açar. Kanı akciğerlere taşımak için kalbin daha fazla çalışması gerekir.

https://www.thoughtco.com/
Çeşitleri
  • Geçici PH: Çoğu durumda bebeğin anne rahminin dışında olmaya adapte olamaması sonucunda görülür. Bazı vakalarda enfeksiyon ya da mekonyumun akciğerlere aspire edilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.
  • Akciğer hastalıklarına bağlı: akciğerlerin ve kan damarlarının gelişiminde bir anormallik sonucu ortaya çıkar. Doğuştan diyafram fıtığı buna bir örnektir.
  • Kalp hastalığına bağlı: Bazı doğuştan kalp hastalıkları PH ile ortaya çıkar. Diğer zamanlarda kalp ameliyatından sonra ortaya çıkabilir.
  • Bronkopulmoner displaziye bağlı olarak
Bulgular

Yenidoğanın solunum sıkıntısı ve siyanozun eşlik ettiği durumda PH’nin varlığından şüpheleniriz. Seyir her bebekte değişkendir. Ancak tablo ciddi olabilir ve bebeğin hayatını riske atabilir.

Teşhis

Akciğer damarlarındaki basıncı ölçmek için yapılabilir. Çok nadir durumlarda kalp kateterizasyonu gerekir.

Tedavi

Oksijen verilmesi ana tedavidir. Pulmoner arteri genişleterek basıncı azaltır ve kalbin daha iyi çalışmasına neden olur. PH’yi tedavi etmek için gerekli olabilecek diğer önlemler, bebeği sakinleştirmek için sakinleştirici kullanımı; kalp fonksiyonunu iyileştirmek ve pulmoner arteri genişletmek için ilaç kullanımıdır.

Düşük kan şekeri (Hipoglisemi)

Glikoz (şeker), başta beyin olmak üzere tüm organlar ve vücut fonksiyonları için önemli bir enerji kaynağıdır. Hamilelik sırasında bebeğiniz göbek kordonu yoluyla glikoz alacaktır. Hamileliğin son aşamasında bir rezerv depolanır. Doğumdan sonra bebeğinizin kan şekerinin kontrol edilmesi gerekip gerekmediğine doktorunuz karar verecektir. Bebeğiniz kan şekeri seviyesini düzenleyemezse ve bu nedenle kanda yetersiz glikoz seviyesi varsa, buna düşük kan şekeri veya; hipoglisemi denir.

Yeni doğan her bebeğin doğumundan sonra şeker seviyesi standart olarak kontrol edilmez. Standart kontroller yalnızca kan şekeri düşüklüğü riski yüksek olan bebekler için düzenlenmektedir.

Aşağıdaki gruplar için şeker düşüklüğü riskinin yüksek olduğunu biliyoruz:
  • Gebeliğin 37. haftasından önce doğmuşsa (prematüre): Bebeğiniz henüz yeterli glikoz ve yağ rezervine sahip değildir.
  • Hamilelik zamanına göre düşük doğum ağırlığı (SGA): Bebeğiniz hamilelik sırasında yeterli glikoz ve yağ rezervi kazanma şansına sahip olmamıştır.
  • Gebelik süresi için beklenenden daha ağır doğum ağırlığı (makrozomi): Bebeğiniz anne karnındayken daha yüksek bir şeker kaynağına alışmıştır, doğumdan sonra göbek krdonu kesilince bu kaynaktan yoksun kalır ve kan şekerini koruyamayabilir.
  • Zor doğum, canlandırma gerekmesi: Bebeğiniz doğum sırasında çok fazla şeker kullandı ve bu da rezervlerin tükenmesine neden oldu.
  • Diyabetli anneler: Bebeğiniz göbek kordonu yoluyla yüksek şeker tedarikine alışkındır ve sonuç olarak çok fazla insülin üretir. İnsülin, şekeri hücrelere taşıyan bir hormondur. Doğumdan sonra bebeğiniz, artan şeker kaynağı ortadan kalkmış olsa bile daha fazla insülin üretmeye devam edecektir bu da kan şekerini düşürecektir.
  • Enfeksiyon: Bebeğiniz bir enfeksiyonla savaşmak için daha fazla şeker kullanır. Bu da şeker seviyesinin düşmesine neden olabilir.
Belirtiler

Düşük glikoz seviyesi her zaman belirtilere neden olmaz. Ama, aşağıdaki belirtiler görülebilir.

  • Titreme: Bebeğiniz sallanma hareketleri yapar.
  • Sinirlilik.
  • İnleme
  • Yemeği reddetme veya az içme.
  • Zayıf ,gevşek görünüm (hipotoni).
Tanı

Bebeğiniz risk grubundaysa farklı zamanlarda topuktan bir damla kan alınacaktır. Bu kan damlasından şeker miktarı belirlenecektir. Bu, düşük şeker seviyesini tespit etmek ve tedavi etmek içindir. Prensip olarak, şeker seviyesi ilk 24 saat içinde farklı anlarda belirlenir. Şeker seviyesi hala düzelmediyse, ekstra kontroller eklenecektir.

Tedavi

Tedavi şeker seviyelerine (glukoz) bağlıdır. İlk başta amaç, beslenme yoluyla kan şekeri seviyesini doğru seviyede tutmaktır. Bu işe yaramazsa veya çocuğunuz beslenmeyi başaramazsa, sürekli şeker tedarik edebilmek için çocuğunuza damardan damla verilecektir. Şeker seviyesi düzelir düzelmez, bebeğinizin damardan aldığı glikoz miktarını azaltırız ve damardan beslenme tamamen kesilene kadar beslenmeyi artırırız. Bu süreç boyunca kandaki şekeri ölçmek için birkaç kez kan alınacaktır.